Google+
kaligrafi sitesi full background

MAKALELER



17-ETEM ÇALIŞKAN ‘IN DİLİNDEN “KALİGRAFİ”

“Güzel yazı güzel ahlaktır. İnsanların hayata daha pozitif bakmalarını, daha insancıl bakmalarını sağlar. İnsanlar güzel yazıyla uğraşırken rahatlar, güzel yazı terapidir.” ETEM ÇALIŞKAN

Devamı...

16-HAT ( kaligrafi ) – BİR MEDENİYET ÇİZGİSİ (TRT Belgesel)-1

Medeniyetler söz ile, sözlerde yazı ile vücut bulur. Her medeniyet bir kutsal kelam üzerine inşa edilmiştir. Kutsal kelamlar ise yazıya dökülerek kalıcı hale gelirler. İste bu yüzden her medeniyet kendi yazısını güzelleştirmek istedi, Mısır, Çin, Hint, Latin ve İslam yazıları işte böyle ortaya çıktı. MISIR KALİGRAFİSİ: Eski Mısır’ın hiyeroglif yazısı sembollerden oluşur. Hiyeroglif, kutsal yazı demektir. Her bir harf aslında bir resimdir. Bitki liflerinden yapılan papirüslerin üzerine hiyeroglif karakterleri özenle yazılırdı, kralların mektupları,...

Devamı...

15-DOLMA KALEM…

Dolma kalemle yazmak bir nevi ritüeldir, onu cebinizden çıkartacaksınız, usulüne uygun olarak kapağını açacaksınız, arkasına takacaksınız, öyle ayaküstü yapılacak işler için toto kuponu doldurmak için yada gazetede bilmece çözmek için kullanacağınız herhangi bir yazı ekipmanı değildir, dolma kalem. Önem verdiğiniz şeyler dolma kalem ile yazılır, kalıcı olmasını istediğiniz şeyler dolma kalem ile yazılır.   Nadir Fayazoff TRT Belgesel- Yazının Efendisi  

Devamı...

14-DÜĞÜN FOTOĞRAFÇILIĞI HAKKINDA

YAZAN : Profesyonel Belgesel Yapımcısı Ve Düğün Fotoğrafçısı GÜNGÖR KÖRKOCA   Düğün Hikâyesi Fotoğraf Çekimi Düğün hikayesi fotoğraf çekimi denilince sizinde tahmin ettiğiniz gibi düğün gününün tam bir hikayesini oluşturuyoruz. Sizin düğün için hazırlanmanızla başlıyor her şey, yani evdeki telaşınız, koşuşturmanız bütün heyecanıyla yansıyor fotoğraf karelerine, kuaförde gelin saçınız ve makyajınız yapılırken, anneniz ağlarken çekiliyor fotoğraflar yani hiçbir detayı kaçırmıyoruz düğün hikayenizi fotoğraflarken,...

Devamı...

13-Kayıp Z – ( Yazının Hikayesi )

Şu gezegenin başına gelen bütün fenalıkların kaynağında, kaybedilmiş bir duygu olduğunu düşünüyorum, “biz” olma duygusu. Evet, biz diyoruz, mürekkeple, özene bezene biz yazıyoruz, Ama son harfi z’yi yazarken aslında kaybettiğimiz çoğulumuzun zikzakını yaptığımızı bilen kaç kişidir? Çoğul ekimiz pek dilde olduğu gibi bir tanedir; ler, lar ekleriz. Onlar, bizler olur. Oysa eski Türkçede dört çoğul ekimiz vardı. Bir tanesi hariç hepsi kaybolup gitti. Bunlardan "z" eki, hala fosil olarak kimi sözcüklerin sonunda yaşıyor: Biz, siz, göz, diz, ikiz,...

Devamı...